Hikayemiz

Marelli Roma, adını taşıdığı şehrin yalnızca mimarisinden değil, ruhundan doğdu. Roma’nın taş kaldırımlarında yankılanan tarih, yüzlerce yıllık dokuma ustalığının izleri, aristokrat bir geçmişin sessiz zarafeti ve kadınlığın kadim gücü… Hepsi aynı çizgide birleşti ve bugün Marelli Roma dediğimiz lüks dünyanın temeline dönüştü. Biz bu markayı oluştururken gürültülü modanın değil, fısıltı kadar zarif ama unutulmayacak denli etkili bir lüksün peşinden gittik. Çünkü Marelli Roma kadını sesini yükselterek değil — varlığıyla, duruşuyla, kumaşın teninde bıraktığı hisle görülür.

Markamız, yüksek dramatik ışıltının değil; dokunun hafifliğinin, bir kaşmirin omza değdiği anda verdiği huzurun ve hiç çaba göstermeden şıklığın yanında durur. Her parça, yalnızca giyilmek için değil; bir kadının karakterine tamamlayıcı bir gölge gibi eşlik etmek için tasarlanır. Kaşmirin yumuşaklığı, merinonun nefes alan doğası, yünün köklü sıcaklığı… Hepsi Roma'nın estetiğiyle birleştiğinde ortaya yalnızca bir ürün değil, bir kimlik çıkar. O kimlik gürültülü değildir, iddia etmez, anlatmaz — sadece durur ve fark edilir. Tıpkı gerçek güç gibi.

Marelli Roma'nın doğuşunda bir soru vardı:
Bir kadın neden giyinir?
Görülmek için mi, hatırlanmak için mi, yoksa zaten var olduğunun fark edildiği noktayı onaylamak için mi?

Biz üçüncü yolu seçenler için var olduk.
Çünkü bizim için şıklık bir performans değil, bir nefes gibi zahmetsiz; tarih gibi köklü; mermer gibi sağlam; ipek gibi içe işleyen bir his olmalıydı. Tasarımlarımızda Roma sabahının serinliği, akşam ışığının altın tonları, taş köprülerin gölgesi ve eski sarayların sessiz ihtişamı vardır. Her parça, yüzyıllardır süregelen zarafetin modern kadın bedeninde yeniden şekil bulmuş hâlidir.

Ve hikayemiz burada bitmez, asıl olarak müşterinin gardırobunda, ilk defa giyildiği anda, bir omuzdan süzülen kaşmirde, aynaya bakmadan bile şıklığını bilen bir kadının adımlarında devam eder. Çünkü Marelli Roma, yalnızca satılmaz. Benimsenir.
Ve benimsendiği yerde moda değil, zamansızlık hüküm sürer.